AYIN YAZARLARI

MÜSTEHCEN ADALET
Edebiyat üzerindeki “adli” baskılar sürüyor. Bu kez de Sel Yayıncılık'ın "Cinsel kitaplar" dizisinden 3 kitap hakkında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi TCK’nın 226. Maddesine dayanarak "müstehcenlikten" dava açtı. Bu kitaplardan biri de Guillaume Apollinaire’in Genç Bir Don Juan’ın Maceraları…


Adalet söz konusu olduğunda hep bağımsızlığının önemi üzerinde durulur…  Ancak adaletin “adil” ve ciddiye alınır olması için aranan tek özellik bu değildir.


Adalet gülünç de olmamalıdır…

- İKTİDARSIZ MECLİS -
DERİN DEVLET / DERİN AİLE
Gülayşe Koçak
"Derin devlet” tartışmaları sürerken, aklıma aile ilişkilerimiz geldi. Hangimiz ana-babamızdan veya çocuklarımızdan bazı önemli bilgileri saklamıyoruz? Gerçekten de, herşey konuşulmaz çocukların önünd...
Cevap Mektupları
Ama durun! Şiddet, apayrı bir parametre! Gülayşe Koçak
Tam şeffaflık, hemen şimdi! Yiğit Bener
 
 
AŞKTAN MEDET UMMAK?
Birsen Ferahlı
Huysuz kardeşimiz Nisan yazısında "aşk"ı ve "sevgi"yi dolamış diline. 'Aşk' ve 'sevgi' üzerine binlerce yıldır konuşuluyor, biz neden konuşmayalım... Aşk ve sevgi siyam ikizi gibi yapışık iki sözcük; ...
Cevap Mektupları
Aşk mı? Gerçekten var mı? Ayşe Sarısayın
Yeterince sarhoş olamamak? Yiğit Bener
 
 
BİLANÇO MU DEDİNİZ?
Yiğit Bener
Sevgili Vuslatsız, “Bilanço” yazınızda vuslatı hazza bağlarken, İktidarsız’a yazı yazmadan geçen bir yılın bilançosunu yapmayacağınızı söylüyorsunuz. Gerekçelerinize saygım var, hele böyle sunulmuşla...
Cevap Mektupları
Hortlak kuşak Birsen Ferahlı
İç açmak Yiğit Bener
12
 
 
DÖGOL VE KELOĞLAN
Dögol / Keloğlan
İki eski dost, Avrupa'nın Batı yakasının ihtiyar delikanlısı Dögol ile, Doğu yakasının olgun genci Keloğlan, siyasetten felsefeye, edebiyattan güncel yaşama, spordan magazine uzanarak daldan dala...
Cevap Mektupları
Şarap, incir ve zeytinyağı... Yiğit Bener
Elma dersem çık... Hüsnü Arkan
123
 
 
- BU SAYIDA -
ADI DİLLERDEYDİ
Feridun Andaç

Yeryüzünün yedi ikliminden geçmek istedi. Yedi sır kapısından..yedi sabır yükünden çekip almak istedi bakışlarını. Gelin görün ki; Zâl’in öyküsü çıkmıştı karşısına. Oysa gözleri başka söz, başka dildeydi:

SEVGİ, SEVMEK, O KADAR MI ZOR?
Gülayşe Koçak

Yerde uzanmış yatıyor. Yanına yaklaşıyorum: “Ebru?” Kuyruğunu sallayarak hafiften kafasını kaldırıyor; başını, sırtını okşuyorum. O, benim tanıdığım en sevecen, en insancıl varlıklardan biri. Hemen patisini uzatıyor; el sıkışıyoruz.

FRANKENŞTAYN ÖZLEMİ
Birsen Ferahlı

Cinayet ve korku romanları,  tatsız öğlen uykularında sıkılanların,  plaj şemsiyesi altında tembel tembel yatanların, gecenin bir vakti uykusu kaçanların, öğretmenin biteviye sesine katlanamayıp sıra içinde kitap okuyarak dersten kaytaranların elinden düşmeyen kitaplardır.

UTANÇ, ÖFKE, KORKU, USANÇ
Enis Batur

İktidardan, şu ya da bu muhalefetten, darbeden, bir o kadar da, sözümona Demokrasi adı yakıştırılmış amorf yönetim biçiminden korkuyoruz. Düşünce üretmekten, yorum geliştirmekten, hem yanlış anlaşılmaktan, hem doğru anlaşılmaktan korkuyoruz.

"BİR EMEKLİ MEKTUBU"
Serra Yılmaz

Serra Yilmaz ve Fransız oyuncu Jean-Gabriel Nordmann’ın yer aldıkları ve Sedef Ecer'in yazdığı ve yönettiği "Bir Emekli Mektubu" adlı video yerleştirmeyi sunuyoruz.

KAZ DAĞLARI’NDA İLKYAZ
Cemil Eren

21 Nisan'da çıktık yola. Kaz dağlarında Kavlaklar köyüne gideceğiz. Arabanın bagajı köy meydanında yeni yapılan su deposunun dış yüzeylerini süsleyecek olan seramiklerle dolu; eşyalarımızı seramiklerin yanına yöresine yerleştirmeye çalışıyoruz. Saat onda çıkabildik yola.

TÛTÎNÂME
Funda Özgürel

Mâh-ı Şeker’in kocası Tâcir Sâid, yolculuğa çıkmazdan önce Tûtî’yi bir nevî “mentor” olarak bırakır yanına. Tûtîmiz bu mentorluk işini doğrusu pek güzel yapar. Günümüz iletişimcileri de bizlere duygudaşlık yapmak, karşımızdakini ikna etmek için önce onun dediklerini dinleyip karşı tarafı anladığımızı belirttikten sonra kendi tezimizi getirmenin daha etkin olduğunu, bunu yaparken de metaforların, hikâyelerin, benzetmelerin daha etkili olduğunun altını çizmiyorlar mı?

GEZGİNİN YOLU
Yüce Yöney

Gerçek şu ki, duvarları olmayan yerler peşindedir gezgin. İğne yapraklı çam ormanlarının gölgeli serinliğindense yeşile doygun toprakların genişliğini tercih eder, ufkunu kesecek setler olmadan ileriye bakabilmeyi ister.

KEVSER RUHİ'NİN AÇIKLAMASI

ÖDÜL MÜ, CEZA MI?
Geçtiğimiz günlerde "Saçları Deli Çoruh" adlı dosyasıyla Birgün gazetesi tarafından düzenlenen "Reha Mağden Öykü Yarışması" ile Çukurova Edebiyatçılar Derneği’nin düzenlediği "2009 Orhan Kemal Öykü Yarışması"nda birinciliğe değer bulunan Kevser Ruhi'nin kamuoyuna yaptığı açıklama, nicedir kaybettiğimizi sandığımız değerleri hatırlattı bizlere.
Kevser Ruhi'yi, onurlu tepkisinden dolayı kutluyor ve açıklamasını yayınlıyoruz.

İktidarsız

PLEKSUS / HENRY MİLLER

1881'de New-York'da doğan Henry Miller'in kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. ''Yengeç Dönencesinin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu ve 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi...

EDEP
Yiğit Bener

Edeptir söylemesi: Edep yerlerini ve edepsiz debelenmeleri asla görmemeli… Duymamalı… Anlatmamalı… Yontmamalı… Resmetmemeli… Kaydetmemeli… Oynamamalı… Yazmamalı… Asla kimseye hissettirmemeliyiz!

GUSTAVE COURBET
Editör

Haziran 2009 sayımızdaki yazılara, Fransız ressam Gustave Courbet'nin (1819 / 1877) tablolarının reprodüksiyonları eşlik etmektedir….

CİNSEL KİTAPLARA SORUŞTURMA AÇILDI

Sel Yayıncılık'ın "Cinsel kitaplar" dizisinden 3 kitap hakkında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi TCK’nın 226. Maddesine dayanarak "müstehcenlikten" dava açtı. Sel Yayıncılık'la dayanışmamızın ifadesi olarak sayın İrfan Sancı'nın yayınevi adına yaptığı yazılı açıklamayı yayınlıyoruz.

İNANILMAZ
Hüsnü Arkan

Herkesin birkaç inanılmazı vardır. İki başlı kuzunun kasaba pazarında arz-ı endam eyleyeceğini duyar duymaz, biz çocuklar sokağa fırlamıştık. İnanılmazdı; kuzu, çobanın bacaklarının arasındaydı.

KURŞUN
Ayşe Sarısayın

"Bir daha dünyaya gelirsem, aşağıdakilerden olmak isterdim...”İçimizden biri gerçekten söylemiş miydi bu sözleri, yoksa içim(iz)den mi geçmişti yalnızca? Anımsamak çok güç.  Dile kolay, tam otuz beş yıl geçmiş aradan. İstanbul’a bir saat uzaklıkta bir sahil kasabasıydı.

YENİ VE FARKLI AMA...
Ragıp Duran

'Yeni' ve 'Farklı', özellikle reklamcılık literatüründe sık kullanılan iki kavram, iki sözcük. Büyük ölçüde 'cila' kelimeleri... Bu iki sözcük  o kadar sık kullanıldı ki, artık neredeyse anlamlarını yitirdi, çünkü içleri boşaltıldı. Aslında 'Yeni' ve 'Farklı' kavramları çoğu zaman eşanlamlı kullanılıyor. Çünkü, Yeni olan, haliyle, Farklı; Farklı olan da, yine haliyle, Yeni!