|
|
|
| | | | ÖRTÜNMEK Mİ, ÖRTÜNMEMEK Mİ? İŞTE BÜTÜN MESELE BURADA!
Örtsünler mi, örtmesinler mi? “Nereden çıktı şimdi bu! Eskiden yoktu böyle şeyler… Ne güzeldi anneannelerimizin tülbendi… Çene altı… Hem, onlar okula falan da gitmeye kalkışmazlardı… Ne giyecekleri konusunda yasa çıkarmak gerekmiyordu…” diye yakınabiliriz elbette; gelgelelim, örtünme sorunu artık üstü örtülemez hale geldi.
Devamı
| |
|
|
|
|
| ERHAN BENER’İN YAZI ODASI | | Birsen Ferahlı | Koridorun sonunda bir oda. Odanın ortasında bir masa; üstünde bilgisayar, kitaplar, notlar, dosyalar… Köşede, saatlerce tuşlara gömülüp yazmaktan kaynaklanan ağrılar zorladığında uzanılan kahverengi bir kanepe… Duvarlarda çoğu Cemil Eren imzalı tablolar ve kağıdı sararmış oyun afişleri… Masanın karşısına denk gelen duvar boydan boya kitaplarla kaplı... | Devamı |
| KIL OYLAMA… | | Yiğit Bener | Bugün oylama var. Yıllardır beklediğim an geldi çattı. Çok heyecanlıyım. İçimde tedirgin bir sevinç… Ya yine olmazsa? Gerçi, hayır, hayır… Bu sefer olacak inşallah! Annemin, teyzemin, hepimizin seçimlerde oy verdiği ablalarımız, teyzelerimiz bugün hakkımızda hayırlı olacak olan o kararı alacaklar... | Devamı |
| GRİ GÜNEŞLİ BİR ŞUBAT SABAHI | | Serdar Sönmemiş | Bu sabah ter içinde uyandım… hatırlayamadığım bir kabus mu gördüm diye düşünürken odayı dolduran güneşin sıcaklığını hissettim. şubatın başında böylesi güçlü bir güneş insana mutluluk vermez de ne verir demeyin. içimi yokladım, mutlu olamayacağıma karar verdim… | Devamı |
| YAZMAK ÜZERİNE (II) | | Feridun Andaç | Bir gün yazmasam yazmayı unuturum diye bir kaygı taşımam. Ama o bir gün başka günleri biriktirerek beni yazıdan uzaklaştırabilir de... Yazmak, öyle bir hal alır ki; artık alışkanlık olarak da görebilirsiniz. Hatta Sait Faik’in imlediği gibi: “yazmadan edemezsiniz”. İşte bu durumlarda yazı, asla beklemez... | Devamı |
| TRANSPORTUNGEN | | Baro Cengiz | Selamun aleyküm kardaş, kolay gelsin. — Merhaba birader, geçmiş olsun. — Bismillah ağam, daha birinci gün hiç bir şey geçmedi ki, ne kasvetli bir yermiş burası yahu. — Geçer beybaba geçer ama delik deşik edip elek gibi yaptıktan sonra geçer. | Devamı |
| VEKÂLET | | Murat Cankoçak | Murat Cankoçak'ın VEKÂLET adlı fotoğrafına Hüsnü Arkan'ın, Küçük İskender'den seçmiş olduğu “Koğuşkalk” başlıklı dizeler eşlik etmektedir... | Devamı |
| REZİL BUKALEMUN | | Ragıp Duran | Hem köylüler hem de şehirde yaşıyorlar. Dinleri var ahlakları yok. Paraları var ama zengin değiller. Leblebi yerler, rakısız. İngilizce bilmezler, çocuklarını Amerika’da okuturlar. Elittirler ama kendilerini halkın temsilcisi olarak görürler. İktidardalar, ama hâlâ garip bir muhaliflik var sırtlarında, çünkü omurga yok. | Devamı |
| KAYIP SÖZ / OYA BAYDAR | | 1940'ta İstanbul'da doğan yazar, Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nin son sınıfında yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı gençlik romanı nedeniyle neredeyse okuldan atılıyordu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde asistanken, Türkiye'de İşçi Sınıfının Doğuşu konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine, öğrenciler olayı protesto için üniversiteyi işgal ettiler... | Devamı |
| BOŞLUKTAKİ DÜŞÜNCELER | | Yüce Yöney | Bazen sesli düşünüyorum kendi kendime, yalnızken ya da çocuklarla birlikte vakit geçirirken veya yolda yürürken, merdivenden inerken, uyumaya çalışırken. O zaman duyuyorum kendimi. Anlattıklarımın benimle ilgisi yok, bana bile anlatılmıyor aslında. Benimki kulak misafirliğinden ibaret yani. Gitmekten bahsediyor, sonra kimseye söyleme diyor. Ben de sesimi çıkarmıyorum. Üstüme vazife değil. | Devamı |
| | TELEFON DEFTERLERİ | | Ayşe Sarısayın | Birkaç yıl önce bir yazı okumuştum internette. Telefon defterlerini temize çekmek konusunda yazılmış, hoş bir yazıydı. Ne başlığını anımsayabiliyorum şu anda, ne de kimin yazdığını. Aklımda kalan, bazı isimleri yeni deftere taşıyıp bazılarını eski defterde yalnızlığına terk ederken neler hissedildiğiyle ilgili olduğu yalnızca. | Devamı |
| UZAKLIKLAR | | Hüsnü Arkan | İki avluyu birleştiren küçük kapıyı açıp komşu eve geçiyorum. Kapının iki yanından, üstünden, sarı, pembe, beyaz sarmaşık gülleri sarkıyor. Nedense onları çıngırak demetlerine benzetiyorum; kapı açılıp kapandıkça hışırdıyorlar. | Devamı |
| HALİL CİBRAN VE BEN | | Halil Gökhan | Çocukken de bir yetişkin olarak okuduğum ve kendimi onda büyümüş bulduğum. Çölde, elinde bütün vahiylerin değneği, asa olamayan hurma ağaçlarının altına doğru kabarık eteklerini savurarak bir yürüyüşü vardı. | Devamı |
| KURALLARI KOYAN KİM? | | Jamal Mahjoub | Bu yazıya bir hafta önce bir masalla başlamıştım. Çölde bir mülteci kampında yaşayan bir çocuk olduğunu düşün. Evin ve ailen elinden alınmış, bildiğin yaşam sona ermiş. Yaşadığın köyden geriye toprağın üzerinde kömürleşmiş bir daire kalmış. Anne baban gitmiş. Baban ve erkek kardeşlerin belki ölmüş. Annen ve kız kardeşlerinize tecavüz edilmiş. Sonra çölde gökyüzünden birden gümüş bir yay yere düşer ve bir uçağa dönüşür... | Devamı |
| NESNE İNSANLAR (1): SEVGİLİLER, EŞLER... | | Gülayşe Koçak | İnsanları nesneleştirmek, o kadar sinsi bir insanlık durumu ki, bunun farkına bile varmayız. İsabet! Böyle bir şeyin farkına varmak hakikaten de pek hoş olmasa gerek: Hayatı boyunca sevdiğini sandığı eşini / sevgilisini / dostunu / yakınını “meğerse bir nesne olarak görüyormuş” olduğunu kim kabul etmek ister? | Devamı |
| YENİ BİR GÜN DOĞDU BİZE | | Naim Dilmener | İnternet konusunda pek çalışkan çıktık. Bu hizmeti veren café’ler dolup taşıyor, her gün her alanda onlarca web-sitesi yayına giriyor. Alışveriş ve banka işlemleri giderek daha fazla miktarda “on-line” yapılıyor… (...) Kimse web-site'siz kalmayı göze alamıyor. Banu Alkan haklı, ya da haklıydı: “Site yapacak arsa mı kaldı?” | Devamı |
| GÜVERCİNLER | | Cemil Eren |  Cemil Eren'in "Güvercinler" adlı tablosuna, Hrant Dink'in anısına Birsen Ferahlı'nın Ece Ayhan'dan seçmiş olduğu dizeler eşlik ediyor. | Devamı |
| KARGA | | Erhan Bener |  Yazarımız ve dostumuz Erhan Bener’i 7 Aralık gecesi kaybettik. 1929 doğumlu Erhan Bener, bir yazar gibi yaşadı ve bir yazar gibi öldü. Tabutunun üstünde, kitabı Yalnızlar'ın kapağının afişiyle de Ankara'da gömüldü. Erhan Bener, hasta yatağında can çekişirken dahi yazıyı, yazmayı düşünen bir yazardı: Ölümünden birkaç gün önce hastane odasında kurgulayıp çevresine anlattığı, ama kâğıda dökemediği son öyküsü Karga'yı sunuyoruz… | Devamı |
|
|
|
|
|
|