Sevgili Ayşe hanım, öykü kitabınız Karakalem resimler'i çok severek okumuştum. Çok da duygulanarak. Burada yazılarınızı görmek de ayrıca mutlu etti beni. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Peri Özer
Teknolojinin nimetlerini düzgün kullanırsak gerçekten nimet. Çağ neyi gerektiriyorsa oana bakmak lazım bence. Kağıtsa kağıt ekransa ekran.
Önce kitapları yakarlar sonrada İnsaları.
Az sözle çok şey anlatan, birkaç satırla bizi kendimizle yüzleştiren, kimi zaman kendimize getriren, kimi zaman kendimizden geçiren yazılarınızı özlemişiz!
Gerçekleşemeyen vuslatlar, "iktidarsız"da gerçekleşsin böylece...
Filler var daha çok..
Sevgili Ayşe, diğer okurlar yazının temeline neyi yerleştirir, bilemem elbette. Ben, "baba" kavramını, o sıcacık, o doyulamayan, o sevgi ve saygının doruğunu bağrında barındıran "baba"yı yerleştirdim senin yazının temeline. Bağıra bağıra değil (Belki böylesi daha da güzel!), satır aralarına serpiştirilmiş buram buram "baba" kokan sözcüklerle, anlatımla öyle içten, öyle zarif irdelemişsin ki "baba"yı.
Bir de "hayat denen olağanüstü serüven, yani kâğıtsız yazı" deyişine hayran kaldım.
Sen hep yaz, e mi! Yaz ve bizi düşündürmeyi, bizi duygulandırmayı, bizi zenginleştirmeyi sürdür! Umran Ökten